15 Ekim 2009 Perşembe

Trash metal yapmayın beni deli etmeyin!

Bu başlığı böyle yaptım , şimdi geçen trash metali ,traşa çevirip dalga geçmiştim yazıvereyim dedim yoksa Türkçemizle oynadığımdan değil.Severim çünkü dilimi.Neyse şimdi milli duygular bir köşede dursun da yazacağımı yazayım.

Bilmem kaç küsür insan tanıdım,kaç farklı ortamda bulundum,bilmem kaç tane arkadaşım oldu ve olmakta...Yalnııız birbirinin aynı olan iki insana denk gelmedim bunlar arasında belki bir kaç tanesinin huyu tutardı ama denk olan yok.E bu böyleyse ben insanları anlarım,yok insan sarrafıyım vs lafları nasıl gerçeklik buluyor.Yani matematikte belli problem tipleri vardır misal onları bildin mi bir kaç istisna dışında bütün problemleri çözersin.Pratik yaptıkça henüz bilmediklerini yapmaya potansiyelin artar.Amma velakiiin insanlar üzerinde benzeri bir durum bile söz konusu değil.Düşünüyorum,bir kaç insanı tanımaya özellikle yoğunlaşsam,bu ancak diğerlerine daha az önem vermeme ya da daha az tanımama yol açardı.Nedir bunun çıkışı o zaman?İnsan neden beklenmedik eylemler ve durumların ustası?Bilmiyorum işte ondan soruyorum.Her seferinde birinin bilmem nesinden canın yanacak da aha bunu tanıdım bu insan zararlı,şu bana yardım etti bu iyi niyetli vs vs.Hep böyle somut örnekler mi arayacağız?Olmaz işte böyle olmazzzz...Alınlarında yazıverse belirgin özellikleri ,ekstrem yapabilecekleri iyilik ya da kötülükler,niyet ya da niyetler değil mi?Kendimi ti'ye aldım da,en kötü ihtimal yalan söyler o da anca babası niye geç geldin diyince dersim uzun sürdü demek şeklinde.Bu beni kötülükten kurtarır mıydı? Demeye çalıştığım insanın niyeti,düşünceleri paralelindedir eylemleri ama bu niyetleri tek başına eylemler anlatmaz.Buna kadir olamaz yani.Herneyse yahu kısa keseyim bugün bu öylesine bi beyin jimnastiği olarak kalsın,zaten okula gideceğim ,97M beni bekler...Haydi eyvallah...

12 Ekim 2009 Pazartesi

Bir garip haller,bu yazı okunmaz....

Pazar günü diyecektim ama artık değilmiş.Pek bir gece olmuş ve pek bir uykum gelmiş.Saatlerdir bir şeyler okuyorum ,kafa yoruyorum,yazıyorum vs .Zorla değil tabi canım istemese yerimden oynamam.Her neyse demek istediğim yorgunluğum ondan olsa gerek.Duygusal olaraksa nötr bir saçmalıktayım.Mök gibi desem değil,harika desem hiç değil.Neyse bu konuyu fazla batırmadan kapatmak yerinde.Ne desem bir yere gider,işin garibi hem gitsin hem de hiç gitmemiş gibi dursunlar istiyorum.Bir yandan birinin kafasını yarıp diğer yandan canı yanmasın istemek gibi bişi aslında bu da neyse.Sinirlendiğimde bir acayip olurum hep.Ya susarım ya da saçmalarım.Birincisi daha mantıklı gerçi.Peki niye söyledim şimdi bunu hem gitsin hem gitmesin diye işte.Tarafsız gözüken taraflılık hikayesi misali yazıyorum olanları.İçine gizliyorum anlatmak istediklerimi yazılarımın,eğer beni anlama gözlüğü varsa aşikar çekip alabiliyor içinden insan.Yoksa da mök gibi kalıyor ya da yanlış anlıyor işte.Diyeceksininiz ki pek bir halt mısın sanki?Yok canım öyle diyen oldu mu?Herkes az biraz biryerinden bir halttır belki o ayrı da kasteddiğim anlamda matah biri değilim kabul.Yine de anlaşılamamam mümkün değil mi?Aman neyse susasım geldi,beynimde tartışmaya başladım çünkü bir şeyleri,buraya yazmama gerek kalmadı. Nötrlükten çıkıp başka bir şey mi oluyorum ne?Yok,yok susacaktım ben bugün yazmak yok bunları.Saat de geç oldu ,kanlı gözler dinlensin sabaha balon gibi olmasın madem.İyi geceler ,iyi geceler,iyi geceler...

11 Ekim 2009 Pazar

Bir kız kalktı rüyadan,sanki düştü dünyadan

Sabahın köründe yazasım geldi bugün .Saati kurmuştum ,normalde hemen uyanırım ama bugün kanter içinde zar zor kendime geldim.Sanırım çıktığım rüyanın etkisiydi bu. Aynı mekan ,aynı insanlar ama içeriği daha çok dram.Nedense en çok konuşmak istediğim kişiye selam bile veremiyorum -bari o verseydi- ve onun yanında duran güvendiğim bir kızsa sadece ufak ufak kahkaha atıyor.Lavaboya gidiyorum çünkü o uyandığım mahmur halimdeymişim ve o kişiye öyle gözükmek istemiyormuşum.Merdivenlerden iniyorum ama duyduğum seslerle duraksıyorum.Kahkaha sesleri.O kişi ve arkadaşıma ait.Bir an ne dediklerini anlar gibi oluyorum ,beynimde sadece kızın güvenime ihanet ettiği ve bende sır olan bir şeyi o kişiye aktardığı düşüncesi beliriyor ve bana güldüklerini hissediyorum.Daha acı hislerime gülüyorlar.Arkamı dönmek istemiyorum ve o garip merdivenlerin ardından sadece mahvolmuş şekilde yürüyorum.Son hatırladığım yıkılmış olduğum,o kız bunu bana nasıl yapar vs vs...Neden bu bir dram sorusu var tabi.Nedeni kişilerin ve durumun gerçek olması.Bana gülmelerinden bahsetmiyorum tabi ama şu sır meselesi.Aslında kıza söylediğime göre belki de sır değil aşikardı ama neyse...Geçti gitti rüyam da olan cesaretime oldu şimdi bir engel daha kazandım hadi hayırlı olsun.

Kafam karışık bir kaç gündür ne düşünsem,ne hissetsem ...Bazen inanılmaz fesat olduğumu düşünüyorum he bir de bencil ve hayalperest...Olayları istediğim gibi görmede üstüme yoktur.Hatta bir de istediğim gibi gördüğüm şeylerle havalara bile uçma ihtimalim vardır.Tek korkumsa gerçeklerin arasında bodoslamak.Bu sefer istediğim gerçek olsa olmaz mı?O olursa bir daha böyle şeyler yapmayacağım söz.Tamam hemen melek olamam ama denerim en azından ,cidden yaparım bunu....

10 Ekim 2009 Cumartesi

Anı Hortlatma operasyonu 001

Nevet bu başlık gayet uygun düşüncelerime sanırım.Dün anılarım o kadar net bir biçimde gözümün önüne geldi ki ne yapacağımı şaşırdım.Tabi bunun daha önce bahsettiğim akbabalarla alakası yok yani mesele o değil. Yıllar geçer sonra kendine bakarsın,geçmişinde olanlara bakarsın neler değişmiş diye ya aynen öyleydi tabi biz 60 yaşına gelmiş bastonlu nine ya da dedeler değildik ama yılların -lar kısmına 5 yıldan fazla girdi mi ,o artık heee şöyle şöyleydik o zaman dediğiniz bir kıvama gelmiş sayılıyor.Hani tarih olayının üzerinden 50 yıl geçmesi gerekir davası var ya o hesap.Neyse zırva kısmını erken kapatayım,anılar korkutur beni genelde.Hele de mutlu olduğum,eğlendiğim zamanlar varsa daha çok.Sanki bir daha onlara dokunmak ,o anları yaşamak mümkün değilmiş gibi gelir.Unutma yoluna gittiğimde olur,rafa kaldırıp beklettiğim de.İşte ikincisiydi yaptığım.Çocuktum o zamanlar ya da yeni çocukluktan çıkma çabalarında.Belki de o yüzden saklamışımdır.İnsan zaten bol bol pişmanlık,acı vs yaşadıktan sonra unutma diye bir işlevi olduğunu hatırlayıp işine gelince kullanıyor.Oysa filizken ,hayatında bu tür şeyler olmamışken gerek yoktur.
İsim versem mi acaba, zaten okuyucularım o kadar az ki bu bir kamu paylaşması olmazdı o yüzden verebilirim.İlk başta Merve vardı,onunla son dönemde görüşememek dışında daha öncesi bağlantımız vardı ,ah ne kadar değişmissin ,şunun şu olmuş muhabbeti olmadı o yüzden.Yine de aynı şekilde anlaşabildiğimizi farketmek mutluluk verici.Merve'nin gülüşü de öyle ,hep gül emi...Diğeri ise Ali ,ah Ali ah çok çektim ondan.Bu sayede pek bir hareket ,renk gelse de hayatıma ondan öç alma hakkım her zaman saklıdır.Onun deyimiyle ozanlar gibi atışacaktık buluşunca ama doğrusu geçmişle yüzleşmekten vakit kalmadı.Bilmiyorum iyi de oldu belki.Değişmediğimi bilmek güzel her ne kadar o hep yüzde elli kötüye yordurma payı bıraksa da...O da değişmemiş ,yani aynı Ali ruhunda ama keşke yıllar geçmeseydi...Neyse sonuçta üçümüzün bir araya gelmesi süper oldu.Bu kadar gülmemiştim uzun zamandır.Midemdeki kramplar bile hey biz de içerde boğuluyorduk,midende tepinebiliriz artık diye sevinçten uçtular.Bu yazımı okuyup gülerler mi bana acep ?Bilmem farketmez.Ayrıca ben ayrı bir şeyden bahsedecektim , yani bahsedeceğim şey insanın zayıflığıyla alakalı bir şeydi ama ellerim direkt bunları yazmaya başladı.Neyse o da başka bir başlığa kalsın . Ana fikrimiz şu olsun: büyümedim,büyümeyeceğim kahretsin büyümüş olmak çok acı...

9 Ekim 2009 Cuma

Akbabalar anılara saldırmaz ,onları önünüze atar...

Anılar ...Zamanın bir yerinde gerçek olan yaşanmışlıklar...Yaşanırken birkaç dakika sonra anıya dönüşeceğinden emin olunan anlar vardır , hani o kadar güzel ki hiç bitmesin dediğiniz ve o anın içinde yapışıp kalmak isteğiniz olur,işte sonradan insanın en çok canını yakan anılar bu tür zamanların içinden seçilir.Akbabalar -histerik ruhunuz,zayıf kişiliğiniz ya da ya da herneyse onlar...- , duyularınıza,aklınıza ,ruhunuza işleyen anları diğerlerinden ayıklar,koca bir pirinç yığınında dikkat çeken şey ancak içindeki taşlar olur ya onun gibi seçer seçer ve ayrı bir yere koyar . Henüz geçmişe eklenmemişken ve henüz hangi nokta olduğumuzu farkedemezken sorun yoktur.O taşlar bir kenarda durur.Ne zaman ki o anılar artık elimize alıp sevemeyeceğimiz,canladırdığımızda içimizi yakan şeyler olur işte o zaman işte o zaman akbabalar gelir.Sizin iyice çökmenizi bekler.Sonra tıpkı dolu gibi yağdırmaya başlar anılarınızı üzerinizden.Her biri ayrı yerinizi acıtır çarptığında,vücudunuz kan içinde kalmaya başlar,yine de bir kaç tanesini avucunuza almak istersiniz,yakalamak...Nafile çünkü onlar elinizi de yaralar,o kadar hızlı ve şiddetle düşerler ki...Dolu yağmuru bittiğinde ,ölüm ve yaşamın ne olduğu hakkında fikriniz yoktur...Hangisinin çizgisine daha yakın olduğunuzu da...Ne yaşamak ne ölmek cazip gelir o yüzden...Bir süre sonra bitti der ve yolunuza devam edersiniz,yaralarınız iyileşmeye başlar.İzlere bakıp gülümser ve onları da geçmişe itersiniz beyninizde.Mutlu olduğunuz daha doğrusu öle sandığınız zamanlar gelir,tam kahkanın en güzelini basacakken,bir anı yanınızdan süzülür.İlk önce gözüm mü puslandı dersiniz,görme güçlüğü çekersiniz.Sonra vücudunuz ve ruhunuz o anıyı keskin biçimde hissetmeye ve asit gibi sizi yakmaya başlar.İşte dolu yağmurunun ikincisi ve en acılısı...Yaralanan yerlere tekrar yenileri eklenir.Bu sefer kurtulmak ne zordur.En iyisi olduğum yerde kalmak dersiniz,geçene kadar beklemek.Akbabalar halinize güler,sizi serbest bırakmış gibi yapar ama ne zaman yürümeye karar verseniz alarma geçer ve yeniden saldırıya başlarlar...Ta ki kan revan içinde kalan sadece vücudunuz değil,ruhunuz,düşünceleriniz oluncaya kadar...Zaten sonra sizle işleri biter...Arafta bulursunuz zamanla,ne geçmişe ne geleceğe dokunabildiğiniz,hatalarınızın kefaretini ödemek istediğiniz ama sizi cennete götürmeyecek yer...Bu araftan sizi anca umut kurtarır.İyi şeyler olabileceğine dair umut...Zaten yaşama sebebi de budur her zaman bir parça umut sonraki adıma ivme verir,geleceğe yürütür...Sonu bataklığa mı çıkar bu adımların bilinmez ama öyle bile olsa sonrası hep vardır ve biz akbabaların gözetiminden ancak umutla kurtuluruz.Nasılsa kurbanları çoktur,yaşamaya nedeniniz çoğaldıkça onlar için işe yaramaz çöpler olursunuz...Artık hayatınıza bakabilirsiniz...

5 Ekim 2009 Pazartesi

geçmiş bugünden kopar mı?

Tüm dersde tarihten söz ettik ,geçmiş ve bugün arasındaki ilişkiden,hangi olaylar olguya dönüşür vs vs.Bunlar bilimsel şeylerdi tabi,şimdiyse kendi hayatım üstüne düşünüyorum.Kendi tarihim üzerine ...Neleri dönüm noktam yapıyorum? Neleri silip atıyorum?Nelerden kopamıyorum?İşte sonuncusu bana en çok koyanı belki.Çünkü seçtiğim geçmiş dilimi ve kişisi beni inanılmaz etkilediyse bu o parçaları artık geçmiş olsalar da hayatımdan atamayacağım anlamına gelir.En azından tamamiyle...O parçaların hala kokusunu almak,belki duyarsızlaşmak ve bu şekilde dayanmak ama yine de özlemin küllenmiş sancılara dönüşmesini hissetmek taa içinde. Geçmişimle sadece 2 mm vardı aramda.Dokunsam elim boşluğa düşerdi mutlak.Görmezlikten geldim bu yüzden.Biliyordum kendine yalan söylemenin daha acıttığını.Geçmişimi her gördüğümde içimdeki cız sesini bastıramıyorum,can çekişiyor sanki.Geçmişin duyarsızlığını görmekse ancak taşlaşmama sebep olur,kanayarak taşlaşmaya.Yine de gülüyor gözüküyorum,hiç yaşanmamış gibi salınıyorum ortalık da.Geçmişim yanımdan geçerken zaman duruyor içimde,kafamda,düşüncelerimde ama kukla gibi hareket etmeye devam ediyorum.Çünkü geçmişimin bana gülmesini istemiyorum,bana acımasını istemiyorum.Sadece benim özlediğim gibi özlemesini istemiştim eskiden.Geçmişimin beni özlemesini ve kendi geçmişinden pişmanlık duymasını.Hala oyuncağı elinden alınınca zr zır ağlayan çocuklar gibi ruhum,geçmişini görüncü inliyor,ağlıyor ama ben bir şey yapamam ben hiç birşey yapamam.Ona sus da diyemem yeterince dedim zaten artık aldırmıyorum.Sızlasın dursun elbet susar.Bugünüm geçmişimden elbet kurtulur ve ruhum derin bir iç çekerek hafızasını kaybeder...

4 Ekim 2009 Pazar

yine gece oldu işte ...o sırasını hiç kaptırmaz ki

Gece oldu...Bugün ay yok ama...Ayın evrelerini bilirim de ne zamana denk geldiklerini bilmem.Balkona çıkarım aaa yarım ay ,aaa dolunay,aaa ay kaybolmuş şeklinde biliyorum dediysem de.Yine de ilkokulda hatırlıyorum hocamız ödev vermişti.Bir ay boyunca ayın hareketlerini takip edecektik ve defterimize hergün bir tane evresini çizecektik.Aradan bir ay geçti ve ben ne yaptım,ne yapacağım ödevi falan çoktan unuttum tabi ki.Notlarım hep 5'ti ama hem sınavları ,hem de ödevi hep unutur ve son ana bırakırdım.Neyse hoca başladı kontrol etmeye ön sıralardan -Allah'tan o zamanlar kızlar arasında boyum uzun diye arka sıralara geçmiştim-,tabi sınıfta bir duruşumuz da var ödevini yapmamış damgasını da yediremiyorum ,başladım sırayla çizmeye hemen nasılsa belli başta yok sonra yavaş yavaş oluşuyor sonra yine yavaş yavaş azalıyor ve kayboluyor.Tabi ki yırtmıştım paçayı.Sınavlara,hocalarıma,anne-babamın görüşlerine hep önem verdim şimdiye kadar ki okul hayatımda,nitekim bekletilerin karşılığını da verdim ama şu düzenli olmayı bir beceremedim.İlkokulda neyse , şimdide o hala, ilk iki gün manyak defter tutarım sonra ne ben defteri görürüm ne o beni görürse tanır.Haa manyak güzel yazarım hatta el yazım da güzeldir ama sorsan yazar mısın ancak kafama esecek de şöyle şiir vs yazarsam öyle yoksa kargacık burgacık derken sınav dönemim not fotokobilerine sermaye yüklemekle geçer.Şu da var ki sırf bu yüzden ağustos böceği muamelesi görüyorum üniversitede ,sen not alma,sen kasma sınav dönemi görürüz diye bakıyorlar.Hatta açık açık söyleyenler de var ama desen ders de mantıklı laf eden ilk beşi say oradayım,ortalamada say oraya bile talibimdir .Annem yavaş atın çiftesi pek olur derdi pek uymadı buraya ama söleyiverdim.Bu arada pek şişirdim kendimi herhalde zaten öyle ufacık değilim sığmayacağım bir yere.
Kendime anlam veremiyorum.Tembelim desem onu da diyemem yok tersi desem o da değil.Misal geç kalkmaktan nefret ederim,tatil günü de olsa işim gücüm varsa erkenden dikilirim ayağa -sorumluluk diyorlar herhalde buna- ,saatinden evvel hazır ve nazır olurum ama desen ki hangi yapmak istediğin şeyi bir ay boyunca düzenli olarak devam ettirdin işte buna cevabım pek bir bulutlu olur.Spora başlarım 2 haftaya bıkarım ,diyet hepten mök zaten,bir kurs bir şey olur beni itekleyen haydi gidelim diyen biri olacak da öyle yoksa bir üşengeçlik çöker ki,ya da illa bir nedenim olacak,mesela eskiden dershaneye giderken hoşlandığım bir çocuk vardı ,her çalışma aktivitesine hevesle giderdim -acaba öss'yi kazanmada yardımcı olmuş mudur,o çocuğa teşekkür etsem mi?Amaaan şimdi sakalını bıyığını salmış o da bir yerlerde öğrencidir ..- ,sanırım benim formülü çözdüm :
bir tane ben+ itici kuvvet (motive kaynağı)= sonuç-her ne elde edilmek isteniyorsa-

Her neyse kısacası şu an motive kaynağı konusunda yetersizim. Günde toplam 4 ve ya 5 saatimi yollarda geçirmemi bile gözardı edeceğim ,hayatımdan dır dır etmeyeceğim bir neden lazım...lazım...lazım...

3 Ekim 2009 Cumartesi

dinliyorum bir şeyler ...

Önceden The Cure dinlemezdim zaten dinlemeden uyuz olduklarına karar vermiştim.Geçenlerde otobüste rastgele bir şarkı çıktı karşıma ,şarkı adını falan söylememişlerdi ben de aklımda kalanları kaydedip evde arattım, bu vatandaşlarınmış meğer şarkı.Şimdi tüm şarkılarını dinliyorum ve insanlara karşı da kullandığım bu önyargıdan nefret ediyorum.Tamam hepsi manyak değil belki şarkıların ama dinlenir.Yalnız şunu da itiraf edeyim bazen –inanılmaz duygusalsam ve yabancı sözcükler kar etmiyorsa-bu tür şarkıların hepsini bir köşeye fırlatıyorum ve hiç dokunmuyorum.Zaten bir insan her şeyi 7/24 sevmek zorunda değil diy mi?Bu yüzden sevmiyor da sayılmaz.Neyse şu an öyle salık bir vaziyetteyim bizim chilli vatandaşları –Red Hot- ya da coldplay gibi ferahlatan bir grubu dinleyebilirim demek bu .Cranberries gücenmesin tabi de zamanında sözlerini ezberlemiş olduğumdan şarap gibi bekletip bekletip arada bir dinliyorum. Bu tür şarkıları köşeye attığım malum zamanlarda Joy fm'de ne çalıyorsa onu dinlerim,bazen parazit yapıp uyuz şarkılar koysalar da genelde iyiler.Şimdi o kadar yabancı heriflerden bahsettim bizde hiç kimse yokmu yani elbette var.Misal Candan Erçetin,bu kadın nasıl bir şeydir ya,ne sesine bir şey oldu ne kendisine.Kadının paparazzilere tenezzül etmem dercesine hep köşesinde takılmasına,o gür parlak sesine,sözlerinin bir gerçekten bir mana içermesine bayılıyorum.Tabi Sezen abla da ayrı mesele ama son albümlerinin şarkılarının hepsinden haz etmiyorum.şu kardelen kampanyası falan güzel olabilir de şarkısına falan sinir oluyorum.Tabi Tanju Okanımsı konuşur gibi söylemeye başlaması güzel olmuş .Şebnemdi teomandı bunlar öylelerki ismini söylesen klişe olur söylemesen ayıp olur ,en iyisi alakasız olarak Norah Jones'la bitireyim hatta abartıp Sagopa'ya dalayım mı?Neyse şimdi tüm müzik mazisini deşmek saçma zaten tüm bunlar kimin umrunda ,kimsenin ,benim bile değil başkası niye taksın ki…

Rüya dediğin bilinçaltı şakası değil mi?

Aa şunu şunu mu gördün kısmet demek,bu rızık demek bla bla bla.Hepimiz amatör rüya yorumcularıyızdır ya zaten.Yani piyangoya kuş resmedilmesinin sebebinin bu olduğunu bile düşüneceğim neredeyse çünkü kuş kısmet,talih pek çok şey demek .Annem söylerdi hep,kuş mu gördün ooo çok güzel,peki uçuyor muydu der -genelde kazık gibi duran bir kuş görmek zordur zaten de neyse- evet derim,ooo o zaman daha da iyi talihin açıldı falan der .Ben de o zamana dek kara bahtlı olarak dolaşırken bir anda şansım döner vs vs.Böyle olsaydı iyi olurdu tabi de.
Rüyama geleyim,ablamla birlikte bir yolculuğa hazırlanıyorduk ve ben ne varsa içine tıkıştırıyordum sırt çantamın ama o kadar acelemiz varmış ki otobüsü kaçırdığımızı bile düşünüyorum ,neyse uyandım sonra dolandım bizimkileri kaldırdım geri yattım ki aynı rüyaya devam ettim,hala hazırlanıyorum ve hala geç kalıyoruz.Bu kadar monoton ve sıkıcı bi rüya pek de bir şey anlatmaz herhalde.
Neyse yine dün gece bir diğer rüyam sabah namazı zamanındaydı -annem bunu da der,eğer sabah namazında görürsen yorumlar daha doğru olurmuş ,diğerlerinde şeytan karışırmış rüyaya haa bir de kan görürsen rüya tümden yalan olur muş ki o da ayrı mesele- ,dayımların evindeydik hiç sevmediğim bir akrabam var ,x kişisi diyelim,kendisi normalde erkek ama rüyamda aynı x kişisi bildiğin kadındı ,aynı yüz ,aynı davranışlar ama kadındı,ha ha ona verdiğim ceza bu mu yani bilnçaltımda ,hiç yaratıcı değilmişim dedim uyandığımda, neyse devam edeyim dayımın eviyle yapışık bir ev daha varmış yani bu ev oraya açılıyormuş,ablamla arkadaşları orada takılırmış,ablam tabakları o eve götür diye emir verdi ben de bir baktım o evde başkaları var,dayıma seslendim,arkadaşıymış meğer onlara kiralamış,yalnız arkadaşları benim yaşlarımdaydı ve dana gibi fıstık yeşili bir elektro gitarları vardı o da garip bir ayrıntı tabi çünkü dayım bildiğin evli 2 çocuklu 40 'a merdiven dayamış bir adamdır-rüyalarım bana çalışıyor tabi-.Hala rüyamın içindeyken aklımdan geçen iki soru vardı ,bu elektro kimin ve bu birbirine açılan kapıyı hep açık mı tutuyorlardı -yani birbirlerini mi izliyorlar-.İşte bu kadar,şöyle hayalgücünün son vitese taktığı bir rüya -lütfen onlardan göreyim artık- görürsem anlatmayı isterim.
Tatlı rüyalar -bu lafı biri bana dedi diye tatlı rüya gördüğüm hiç olmadı-...

2 Ekim 2009 Cuma

konu:şu hormon meselesi

Özellikle kadınlara yapışmış bir suç gibidir hormonların düzensizliği .Bunu şuan değerlendirmem doğru değil , hem başım hem de düşüncem ağrıyor biraz.Sadece şu öznel ben ben diyen kısmı konuşacağım.İşte o hormonlardan mıdır nedir ,bir ağlayasım geliyor,bir gülesim,bir an dövmek istediğime 2dk sonra sarılasım geliyor.Kızıyorum niye olduğunu unutuyorum,seviniyorum onu zaten hiç bilmiyorum.O değil de insanlara yazık.Dengesiz fırtına geliyor diye kaçmalarını istemem.Zaten dost dediğin kaç tane onu da hormonlara kurban etmek saçma olurdu.
Hamilelerde daha da cinsleşiyormuş mesele.Mesela normalde bayıldığın kocan uyuz,gıcık biri gibi gelebiliyormuş falan.
Aman kadın olmak zor zanaat zaten.Kadın olmak varmış diyen var mıdır?Neyse bunu daha sonra tartışırım,yoruldum,gidip yatayım mı yok canım gecenin köründe uyanırım falan ...Hımm gidip ablama sataşayım ne deolsa kardeş ne yapsam yarın unutmuş oluyor,aile bu gibi şeylere birebir cidden.Mesela anneme sımsıkı sarıldım aniden kadın he ne hımm hımmm şeklinde tepki verdi.Sevgi ihtiyacı,hormonların kafayı yemesi,kafa karışıklığı,boşluk şu bu ortaya karışık yaptım ve gidiyorum,gittim...