3 Nisan 2014 Perşembe

Elbet o da pırr,
Her şey de arama,
Her şey o olsa da.

Kaktüs.

sessiz

Anlamdan ötesi,
Bilmiyorsan sormayı,
Ol sessiz.

Kaktüs

Bakmak

Su dalgalı,
Bakarsan, sen de yürüyeceksin,
Ahenkle ve isteyerek.

Kaktüs

27 Ocak 2014 Pazartesi

Kaç kere gidebilirsin

- kaç kere daha gidebilirsin
- geldiğimden fazla
-geri dönmeyecek misin?
-bekleyecek gibisin
-hayır, sadece odanı sarıya boyatmak istiyorum
-gitmeden de yapabilirdin bunu.
-biliyorum ama sarıdan nefret ederim ,odadan da nefret etmek istiyorum.
-benden ediyor musun?
-hayır.
-odamdan neden nefret edeceksin?
-onlar benden daha fazla tanıyorlar seni.
-nasıl yani?
-o duvarlara sinmişsin sen, silinmelisin.
-henüz burdayım
-biliyorum ancak ayağa kalktın, nasılsa gideceksin
-belki de geri dönüp oturacağım
-seni tanıyorum.
-duvarlardan da mı fazla
-git artık
-gidiyorum
-nereye gideceksin peki?
-sarı boya almaya
-...

göreceli

konuşmak bir zorunluluk halini aldığında, konuşmamak hali ortadan ayrılacakmış hissi verdiğinde her şeye rağmen susabilmenin kıymeti göreceli. Bu durumun verdiği tat garip . Susmayı hiç beceremedim, ağzım sussa bir yerlerim hep konuşur oldu. Kahrolası bir geveze düşün . Söylemediklerimle dünya yarılacak sanarak geçirdiğim hayatın sesli tarafları rezillikler silsilesi . Ve bu yazının gereksizliği, konuşmak istememesi, yazarına saçtığı tükürükler hep göreceli...

26 Ocak 2014 Pazar

Belki de bir şeyi söylediğin andan itibaren artık o değilsindir, ondan çıktığını söylediğinde de o  değilsindir, sen hep başka bir şeye evrilmektesindir  ve bu bazen en başa dönmekle de sonuçlanabilir. Bu durumda suçlanacak tek özne düşünmenin ve yenilenmenin kendisidir demek yanlış olur ancak bu işin doğrusu da bulunmamaktadır. Peki neredesin? Bu soruya verdiğin yanıt asla gerçeğiyle eşit olmayacaktır ama  önerme olarak doğru kabul edilebilir. Somutlaşmak gerekirse, ballı sütü  pek seversin, bunu söylersin de sonra ballı sütten zehirlenirsin çünkü süt bayattır ama gene de tazesinden de nefret edersin, zaman geçer ballı sütü seviyordum dersin, kötü anını siler ve yeniden ballı süt içmeye başlarsın ama  zehirlenmeden evvel içtiğin ballı süt ve bu süt arasında aynı gözükmekle beraber çok fazla  yaşanmışlık farkı vardır dolayısıyla zehirlenmekten sonraki süt öncekine evladır. Zehirlenmene rağmenliğini de taşıyarak daha da bir kıymetli olur, yani ballı süt ya sevilir ya sevilmez yine de sevmek iyidir.

8 Ocak 2014 Çarşamba

Seni utandırmak neyime,utanmak istedim.
Utanmayı unutmuşum. sendekini bulamadığım gibi unutmuşum...

15 Aralık 2013 Pazar

KAPI! NİÇİN BURDASIN!

Sordu küçük Perihan, niçin odasında kapı vardı? Kapıyı kapatmak, onlardan ayrılmak mı demekti? Kapıyı kapatınca , onlara gelme mi demiş olacaktı? Kapısını açık bırakınca izin mi vermiş olacaktı? O kapı hiç kapanmayacaksa niçin vardı? Babasına küsünce hemen kapıyı hızla kapatırdı hani, o kapıyı neye karşı kapatıyordu? Babasına kızgınlığını ona kapalı bir kapı göstermekle mi verecekti? Babası ise kapısını sadece üzerini değiştirirken kapatırdı, küsse de , kızsa da onun kapısı açıktı, neden? Neden? Perihan kapısına bakakaldı. Kalktı ve kapısını biraz araladı, aralıktan az sonra geçen babasını gördü, babası aralıktan belli belirsiz kaçamak bir bakış bırakıp geçti. Bu kapı kapalı olsaydı babası o küçük bakışı bırakmayacaktı. Öylece geçecekti, yokmuş gibi. Demek ki kapı açıldıkça bakılırdı. Demek ki kapatınca bakılmazdı. Kapatmak göstermemekti. Kapatmak bilinmez olmak demekti. Kapatmak bakışsızlığa alışmak demekti. O kapı geri kalana sınırdı. Kapının dışındakileri kapı yaratıyordu. Kapı olduğu için başkaları vardı. Kapı açık olsaydı kapının içi ya da dışı olmazdı. Çünkü ayrım olmazdı. Çünkü kapı hep çizgi çekerdi. Bir şeyleri alır, bir şeyleri dışarda bırakırdı. Kimi zaman keyfi, kimi zaman mecburi gibi sunarak kendini geçişlere hep bir bedel isterdi. Kapının içinde olmanın da dışında olmanın da bir bedeli vardı. Kapı olmak , çizgi olmak, ayrım olmak, ayıran olmak, dışlayan olmak,içleyen olmak, içerde olmak, dışarda olmak, yabancı olmak,başkası olmak, içindekilerden olmak tüm bunlar ne biçim bir haltın ürünüydü...Kapıları kim buraya koymuştu? Kapılarını nereye kadar kapatacaktı? Kapılar neden varlar ?Kapılar neyi koruyor , kimden koruyorlardı? Adı Perihandı ve küçük ruhu bu soruların ağırlığında kapının sağındaki minderde uyuyabırakmıştı. Babası su içmeye giderken aralıktan içeriyi süzdü ve uyuyakalmış Perihan'a baktı ve gülümsedi....

14 Aralık 2013 Cumartesi

...



Vicdan ey ki vicdan oldu ses,
Kuşların vicdanı ....ses,
Suyunda sükûnu ve ses,
Ruhuna üfleyen ses..

Naçar gelmeden ecel,
Naçar durmak geçitte
Kurtarır bir içi oyuk,
Kırmızısı elma...

Papatyalar solgun,
Lakin can içindedir,
Topraktadır. canan.

Topraktan kesilmiş mavi,
Sonadır ey ki dem kırmızı,
Ağlama ey mavi ,
Sonadır. Son değildir kırmızı.
                                                                     
                                            Kaktüs






12 Aralık 2013 Perşembe

BAYAT .

Bayat bayat bayat bayat bayat bayat bayat bayat bayat bayat dibince bayat, içince bayat, bencileyin bayat, sevcileğin bayat, özdeni bayat, tabanı bayat, tebası bayat, tefekkürü bayat, sezgilemi bayat, serdesi bayat, çivisi bayat, perdesi bayat, açmayanı bayat, aşağısı bayat, süsü bayat, küsü bayat , bağrı bayat, bağıranı bayat, cemresi bayat, çeldireni bayat, çapı bayat, çarptıranı bayat, sukûneti bayat, cümlesine bayat, küllümüne bayat...

                                                                                                                                        Kaktüs