Bencilliği kahrolası bencilliği söküp atmak ister,
Namümkün ...
Devam eder edepsizce,
Dursan ey dursan ey dursan ey...
Ay gibi öylece dursan dursan da ışık olsan...
Bazı filmler pisliği,görgüsüzlüğü,mahrem olanı yansıtır. İnsanın aslında en başında olduğu halini(!) anlatırlar. Bir karakteri
en mahrem haliyle, en görmek istemeyeceğimiz haliyle görürürüz. Gerçek hayatta da tüm bunlar görülebilir ve görülmeli şeylermiş gibi
ya da bilginin nirvana sınırına tüm bunları görünce daha kolay ulaşılacakmış gibi... İzleyici olarak, cinsellik en mahrem halleriyle sergilenmeden
büyük bir aydınlanma yaşanamayacakmış gibi...Bir pastayı pençeleri varmış gibi yiyen ve ağzındaki artıkları
koluyla temizleyen bir insanı(!) görürüz. Ve insanlık dışı denebilecek ve bu yazıda dahi anılamayacak tüm o insanlıkdışı denilebilecek
hareket ya da sahneleri görürürüz...
Peki tüm bunlara gerek var mı? Yani izleyiciye bir farkındalık kazandırmak için onu tam anlamıyla rahatsız etmek ve ona kötünün
en kötüsünü göstermek mi gerekiyor? Çocuklarımızı niye daha en başından tüm o iç açan renklerle, masallarla oyalıyoruz ki,
tüm bu görgü, nezaket, iyilik, güzellikler parçalanması gereken ya da bizi uyutan şeylerken niye daha en başından
çocuklarımıza bir 'insan'gibi, diğer insanlara faydalı olacak şekilde yaşamayı öğretiyoruz ki? Elbette farkedilmesi gereken çok fazla
şey var. Yaşarken bir şekilde göremediğimiz, aydınlanmak için bir vesile elbette gerekli. Belki bir diğer ülkede yaşanan
hiç bilmediğim bir sorunu öğrenmem ya da hemen yan odadaki kardeşimin hayata dair hissettiklerini bilmem gerekiyor, öğreneceğim bir sürü
şey var ve olmalı da belki. Katledilen insanları , kanlı olayları, insana dair en derin duyguları daha yakından tanımam gerekiyor
belki. Ancak neden bunları çirkinlikler üzerinden izlemek zorundayım? İnsan aslında böyle olmamalı derken neden bir adamı
boğazladığını görmek zorundayım? Pislikten geçilmeyen bir insanı midem bulanarak seyredince yaşadığım aydınlanmanın rengi ne olabilir?
Psikolojide anılan çok temel bir konu vardır. Bir şey üzerine düşünmek istenmezken onu olumsuzlamayla bile kullansak yine onu düşünüyor
oluruz. Yani pembe benekli beyaz bir kazak düşünme dediğimde beynimde nasıl pembe benekli beyaz bir kazak dönüyor ve düşünmeyle gelen
çarpı bile o başta gelen imgeyi yok etmiyorsa, filmlerde gördüğümüz tüm o çirkinliklerde ruhumuzda,imgelemimizde güzellikleri tetiklemediğine
şüphe yok.Bir espri vardır sosyal medya ortamlarında dönen , film festivallerinden sonra hayata yeniden dönmek şeklinde... Dünyada olduğumu farketmem için
ölmem ya da ölecekmiş gibi olmam mı gerekiyor? Peki ya şu çelişki: Ölüm bir yaprağın düşmesiyle imglendirilebiliyorken - hiç gösterilmeden-
aynı felsefe içinde neden kötülükler de birer toz parçası gibi başka bir hâle gelmiyor ya da tamamen yok olmuyorlar? Neden bir köpeğin
sadakatini sahibi uğruna kurşunlanmasından anlamalıyım? Neden benim değerli gözlerim güzellikleri anlamak için bu filmlere maruz kalsın?
Söyleyeceklerim bu kadar hakim bey ....